Ninem, (ölmeden önce) bir câmi yapımına katkıda bulunmak için bir miktar para verilmesini vasiyet etti. Fakat Suriye’nin karşı karşıya kaldığı ekonomik şartlar ve pek çok muhtaç âilelerin olması gereği, vasiyette belirlenen paranın, câmi yapımına katkıda bulunma yerine muhtaç âilelere dağıtılması câiz midir?

Hamd, yalnızca Allah’adır.

Birincisi:

Câmilerin yapımı,
imar edilmesi ve namaz kılanlara hazır hâle getirilmesi, Allah
Teâlâ’nın, karşılığında büyük sevaplar
vâdettiği en fazîletli amellerdendir. Bu amel, sevâp ve ecri, insanın
vefâtından sonra bile devam eden sadaka-i câriyedendir.

Nitekim Allah Teâlâ bu
konuda şöyle buyurmuştur:

((
إِنَّمَا
يَعْمُرُ مَسَاجِدَ اللهِ مَنْ آمَنَ بِاللهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَأَقَامَ
الصَّلَاةَ وَآتَى الزَّكَاةَ وَلَمْ يَخْشَ إِلَّا اللهَ فَعَسَى أُولَئِكَ أَنْ يَكُونُوا
مِنَ الْمُهْتَدِينَ)) [سورة التوبة الآية: 18]

“Allah’ın mescitlerini,
ancak Allah’a ve âhiret gününe îmân eden, namazı dosdoğru kılan,
zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imâr
eder.İşte doğru yolu bulmaları umulanlar bunlardır.”[1]

Nebi -sallallahu aleyhi ve
sellem- de bu konuda şöyle buyurmuştur:

(( مَنْ بَنَى مَسْجِدًا
بَنَى اللهُ لَهُ مِثْلَهُ فِي الْجَنَّةِ.)) [رواه البخاري ومسلم]

“Kim, (Allah
rızâsı için) bir mescit
yaparsa, Allah da ona (cennette) onun benzerini (onun gibi bir köşk) yapar.”[2]

Bu konuda daha fazla bilgi için (146564) nolu sorunun cevabına bakabilirsiniz.

İkincisi:

Aslolan; vakfedenin (vâkıfın)
şartının yerine getirilmesinin gerekli oluşudur.

Nitekim bu konuda âlimler sözbirliği
(icmâ) etmişlerdir.

Musa el-Hacâvî -Allah ona rahmet etsin- bu konuda
şöyle demiştir:

“Vakfedenin (vâkıfın)
şartını yerine getirmez gerekir.”[3]

Değerli âlim Muhammed el-Muhtar
eş-Şenkıtî -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle
demiştir:

“Vakfın nezâretini üstlenen kimsenin
(nâzırın), vakfedenin (vâkıfın) şart koştuğu
şartın gereğince çalışması gerekir.

Vakfeden birtakım şartlar koşarsa
veya vakfiyyesi için birtakım emâreler ve alametler koyarsa, bu
şartları yerine getirmek gerekir. İslâm âlimlerinin bu konuda
sözbirliği (icmâ) etmesi sebebiyle bu şartların
dışına çıkmak ve bu şartlarla oynamak câiz
değildir.Zirâ Ömer b. Hattab -Allah ondan râzı olsun-,
Hayber’deki arazisi için vakfiyyesi hakkındaki vasiyetini yazarken
vakfın nezâreti (nâzırlığı) için mü’minlerin annesi
Hafza’yı -Allah ondan râzı olsun-, ondan sonra da zürriyetinden en
olgun ve en âdil olanını tayin etmiştir. Vakfın tasarrufu
hakkında birtakım şart koymuş ve bu şartlar
gereğince hareket edilmesini şart koşmuştur.İslâm
imamları ve müslüman kadılar (hâkimler) de vakfedenin
şartlarına göre hareket edilmesi gerektiği,bu
şartların geçersiz kılınmasının veya
değiştirilmesinin veyahut da tahrif edilmesinin câiz
olmadığı şeklinde uygulanmaya devam edilegelmiştir. Bunun
içindir ki yazar, ona aykırı davranmanın günah olduğuna
delâlet eden “gerekir” lafzını
kullanmıştır. Dolayısıyla bu şartlarda herhangi
bir tasarrufta bulunmak câiz değildir. Ancak kadı (hâkim) istisnâî
durumlarda bir hüküm vermesi bunun dışındadır. Bunun
açıklaması da ileride gelecektir. Asıl yönünden bakmak
gerekirse, bu şartlar gereğince hareket etmek ve bu
şartları yerine getirmek gerekir. Şartlar ise, asıl
yönünden birtakım farklılıklar arz eder. Bir araziyi veya
başka bir şeyi vakfeden kimse, belirli bir kimseyi vakfın
nezâreti (nâzırlığı) için şart koşabilir. Vakfın
gelirinin, belirli bir yöne harcanmasının gerektiğini
şart koşabilir. Yine bu harcamada belirli vasıfları
şart koşabilir.”[4]

Kısaca söylemek gerekirse, vakfın
başka bir şeye aktarılması veya vakfedenin
şartını değiştirmek câiz değildir. Ancak zikredilen
yöne vakfedilen vakıftan bir fayda elde etmek mümkün değilse, bu
takdirde vakfı başka bir şeye aktarmak câiz olur.

Bu konuda (140176) nolu sorunun cevabına bakabilirsiniz.

Buna göre -daha önce de zikredildiği
üzere- Kur’an ve sünnetin delâlet ettiği naslar gereğince, ninenizin
şartına göre hareket etmeniz gerekir.

Vakfın başka bir şeye
aktarılmasına veya şartın değiştirilmesine câiz
diyen âlimler bile bu durumun, vakıf için daha uygun olması ve ondan
daha mükemmel faydalanma hâlini kasdetmişlerdir.

Burada ninenizin vakıf talebini geçersiz
kılmak ve onu tamamen ortadan kaldırmak istemenizde ise, hiçbir maslahat
yoktur.  

Allah Teâlâ en iyi
bilendir.

[1]
Tevbe
Sûresi: 18

[2]
Buhârî,
hadis no:450. Müslim, hadis no: 533

[3] `Zâdu’l-Mustekni'”

[4] “Zâdu’l-Mustekni’
Şerhi”